KURUMSAL Kurucumuz Eğitim Felsefesi Yönetim Kadrosu BUEK İş Ortaklığı EĞİTİM ÖĞRETİM Okul Öncesi İlkokul Ortaokul Lise OKULLARIMIZ YENİ KAMPÜSLER UĞURLU OLMAK Sorularla Uğur Okulları U Mag Newsletter Uğur Sınava Hazırlık Merkezi Eğitime Teknolojik Destek Uğur International U-Tigers Club U Store Duyurular ve Haberler Basın Odası İnsan Kaynakları Bize Ulaşın Tanıtım Filmi

Belirsizlik Çocukları Deprem Kadar Korkutur

09.11.2020 - Uğur Okulları - Psikolojik Danışma ve Rehberlik Birimi

Dünya genelinde yaşanan salgınla mücadele devam ederken, deprem gerçeği kendini tekrar hatırlattı. İzmir’de yaşanan depremin ardından çocuk ya da yetişkin birçok kişi yoğun korku ve panik duygularına kapıldı. Depremden sonra; aşırı korku, kafa karışıklığı, duyguları hissedememe, depremi tekrar tekrar yaşıyor hissi, depremi hatırlatan yerlerden ya da durumlardan kaçınma, o sırada olanları hatırlayamama, uykusuzluk, sinirlilik, çabuk öfkelenme, irkilme gibi şikayetler oldukça normal. Ancak bu şikayetler iki hafta içerisinde azalmıyorsa, yaşamı güçleştiriyorsa, bir psikolog ya da psikiyatristten destek almak gerekiyor. Peki depremin psikolojik yıkımını atlatmak ve kendinizi daha iyi hissetmek için neler yapabilirsiniz? 

Sevdiklerinizle konuşmak iyileştirici etkiye sahiptir

  • Yaşadığınız olayı sizi dinleyebilecek bir yakınınızla konuşmaktan kaçınmayın. Arkadaşlar, aile, komşularla olan olumlu ve destekleyici ilişkilerinizi sürdürün. Sosyal destek kişilerin ruhsal travma sonrası etkilenmeleri üzerinde iyileştirici etkiye sahiptir. Duygularınızı, üzüntünüzü bastırmaya çalışmayın. Bu olayla ilgili duygu ve düşüncelerinizi sizi dinleyebilecek olan çevrenizdekiler ile paylaşın. 
  • Depremden sonra kapalı ortamlara girmek ya da kalabalık yerlerde bulunmak sizin için kaygı verici ise kaygı düzeyiniz azalana dek tanıdığınız insanlarla bunları gerçekleştirmeyi deneyebilirsiniz. 
  • Yetişkinler bazen görüntüleri izlemek ihtiyacı duyabilirler ancak tekrar tekrar, gün boyunca yıkım görüntülerini izlemek olayın etkisinin azalmasını engeller. Özellikle çocukların depreme ait görsellere ve videolara maruz kalmasını azaltın. 
  • İlk günlerde uykusuzluk, iştahsızlık, bir şey yapmak istememe, halsizlik, çaresizlik, umutsuzluk hisleri olağandır. Bu nedenle doktor tavsiyesi olmadan sakinleştirici/yatıştırıcı ilaçlar kullanmayın, uykunuz günler içinde düzelecektir. 
  • Kişisel bakımınıza özen gösterin. Sağlığınızı olumsuz etkileyecek baş etme yöntemlerini kullanmayın. Sizi rahatlatan şeyler her neyse (yürümek, arkadaşlarınızla dertleşmek, ibadet, doğada bulunmak vs.) onları yapmaya çalışın. Çok yoğun endişe hissediyorsanız nefes egzersizleri, gevşeme egzersizleri iyi gelebilir. 
  • Deprem ile ilgili gelişmeler hakkındaki bilgiyi resmî kurumlardan alın. Sosyal medyadaki doğruluğu kesin olmayan bilgilere itibar etmeyin ve paylaşmayın. 
     

Çocuğunuzun yanında sakin kalarak ona güven verin 

Öte yandan yetişkinler için olduğu gibi, deprem çocuklar için de korkutucu ve başa çıkılması zor bir durum.  Temel güven duyguları zarar gördüğünde, çocuklar bu durumu açıklayabilme ya da bu durumla baş edebilme becerisine sahip değillerdir. Çocuklar depremin kendisinden korktukları kadar, bu olayın hayatlarında yol açacağı değişikliklerden, belirsizliklerden ve sorunlardan da korkarlar. İlk olarak hayatlarının düzeni, rutini bozulmuş; fiziksel şartlar değişmiş, pek çok yeni ve bilinmeyen zorluklarla karşı karşıya kalmışlardır. Çocukların bu ani değişiklikleri tanımlamaları, anlamlandırmaları ve baş edebilmeleri pek de mümkün olmayabilir. 

 

Depremin ‘kar yağması kadar doğal’ olduğunu anlatın

  • Çocuklar beklenmeyen bir durum karşısında anne ve babalarının gösterdiği tepkilerin ne olduğuna daha fazla odaklanırlar. Karşılaştıkları yabancı durumun ne kadar tehlikeli olduğunu ebeveynlerinin yüzlerinden tayin etmeye çalışırlar. Bu süreçte verdiğiniz duygusal tepkilere çocuğunuz çok daha hassas olacaktır. Bu sebeple çocuğunuzun yanında sakin kalmaya çalışın ve ona güven verin.  
  • Henüz okul çağına gelmemiş küçük çocuklar, olan biteni anlamakta ve yaşadıkları duyguları dile getirmekte güçlük çekerler. Hissettiklerini konuşarak paylaşamadıkları için de olaydan daha fazla etkilenirler. Okul öncesi dönemde (6 yaşa kadar) çocuklar, herhangi bir olumsuzlukta olduğu gibi deprem için de kendisini sorumlu tutar. “Ben yaramazlık yaptığım için oldu, annemi babamı üzdüğüm için oldu, vb.” şekilde yaşadığı durumu açıklama eğiliminde olurlar. Çocuğunuza depremin aynı yağmur ve kar yağması gibi şimşek gibi bir doğa olayı olduğunu açıklayın. Ona neler yaşadığını anlattırın, onu daha fazla konuşmaya ve hislerini ifade etmeye teşvik edin. 
  • Okul çağı çocukları bu olayın, doğal bir afet olduğunu ve nedenlerini anlayabilir. Ancak, yaş ve gelişim düzeyi nedeniyle bu durumu kendisinin, ailesinin ya da toplumun yaptığı kötü bir şeyin cezası olarak veya doğa üstü bir gücün eylemi olarak rasyonel olmayan biçimde yorumlayabilir. Ayrıca, olayın sonrasına ilişkin “şimdi ne olacak, ben ne yapacağım? vb.” şeklinde sorgulamalar ve endişeler kendisini gösterebilir. Çocuğunuzla depreme yönelik duyguları ve düşünceleri hakkında konuşun. Ona şu anda güvende olduğunuzu, depremle ilgili alınması gereken önemler alındığında tehlikenin azaldığını söyleyip güven verin. 
  • Lise çağındaki ergen bireylerin (14- 18 yaş) ilgi odağı çoğunlukla akranlarıdır. İçinde bulundukları kaygı ve korkuları arkadaşlarıyla paylaşmak isterler. Yalnız kalma istekleri bu dönemde daha da artabilir. Öfke ve tahammülsüzlük görülebilir. Bu dönemde ergen yaştaki çocuğun tepkilerine saygı gösterilmeli, anlayışla ve sağ duyuyla karşılanmalıdır ancak ebeveynler aynı zamanda çocuklarını takip de etmelidir. Duygularını aile içerisinde açması için kendi duygularınızı ona anlatmanız ve onu konuşmaya teşvik etmeniz faydalı olacaktır. 

 

Deprem sonrası çocukla nasıl iletişim kurmak gerekiyor?

Deprem sonrasında çocuklara nasıl yaklaşılacağı da büyük önem taşıyor. Çocukları, yaşanan olaylar hakkında bilgilendirmek onlara güven verir. Çocuğun başına gelen felaketi anlamasına yardımcı olunmalı. Çocuklar anlamadıkları şeylerden korkarlar. Çocuğa depremin ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, çok ender olarak ortaya çıktığını, ama şimşek çakması, gök gürültüsü ya da fırtına kadar olağan bir doğa olayı olduğu anlatılmalı. Çocuklar, bu felaketin kendi yaptıkları herhangi bir ‘kabahat’le ilişkili olmadığını, bunda suçlu olmadıklarını ve söz konusu bu felaketin kendilerine verilen bir “ceza” olmadığını çok iyi anlamalı. Çocuğun “ne” söylediğini ve “nasıl” söylediğini dikkatle dinlenmeli; sesinin tonu, yüz ifadesi, gözlerindeki ifade, dudaklarındaki ve ellerindeki titreme gibi duygularını yansıtan jestlerine dikkat edilmeli. Çocuğun söylediklerinin yetişkin tarafından tekrarlanması, yetişkinin kendi duygularını paylaşması çocuğun kendi duyularını tanımasını ve onun duyularını yetişkinin anladığını görmesini sağlayacaktır.

Sorularına doğru ve basit cevaplar verin

Çocuklarla, yaşanılanlar hakkında bir şey saklamadan, yanlış bilgi vermeden onların anlayabileceği bir dille konuşulmalıdır. Konuşurken onun göz hizasına gelinerek, elleri tutularak konuşulması çocuğun güven ihtiyacını karşılamasına yönelik önemli yaklaşımlardandır. Sorularına doğru ve basit cevaplar vermek, neler olduğunu ve sonrasında neler yaşayacağını, yaşamında nelerin değişeceğini doğru olarak açıklamak önemlidir.
Yaşanılan bu ciddi durumun, olduğundan daha hafif bir şekilde ya da abartılarak anlatılmaması da çok önemlidir. Çocuğa, ailesi ve yakınları ile birlikte güvende olduğu hissettirilmelidir. Örneğin, “senin de fark ettiğin gibi deprem tehlikeli bir şey. Başımızdan çok üzücü olaylar geçti ama bizler şimdi güvendeyiz. Bu konu ile ilgili kişiler ve tüm yardım kurumları bize yardım ediyor, bunları geçici bir dönem için yaşıyoruz” gibi bir açıklama yararlı olacaktır. Çocuğa güven verici “birlikteyiz”, seni seviyorum, seni koruyacağım”, gibi cümlelerin sıkça kullanılması ve tekrar edilmesi, fiziksel temasın kurulması rahatlatıcı olacaktır.
 

Gündüz oyunlar oynayarak yorulan çocuk gece daha az kabus görür

Özellikle uykudan önce çocukla birlikte daha fazla zaman geçirilmesi, konuşulması; eğer imkân varsa, çocuğun yattığı yerin karanlık olmaması gereklidir. Kâbus görürse ki, kabuslar aslında çocuğun beyninin gösterdiği son derece doğal bir tepkidir. Bu sayede çocuk, iç dünyasında yaşadığı yoğun duyguları boşaltma olanağı bulur. Telaşa kapılmadan, çocuğa sarılarak, gördüklerini anlatmasının istenmesi ve araya girmeden sonuna kadar dinlenmesi, “kötü bir rüya görmüşsün, herhalde sana gerçekmiş gibi geldi, rüyanda ağladığını, kaçtığını söylüyorsun, sana hak veriyorum, ben de olsam aynısını hissederdim” gibi ifadelerin kullanılması çocuğun rahatlamasını sağlayacaktır. Ancak, “korkulacak bir şey yok” denilmemelidir; çünkü, çocuk için korkulacak bir şey olmuştur ve bunun için suçluluk ya da utanç hissetmemelidir. Gün içinde çocuğu oyalayacak ve bedenen yoracak oyunlar oynaması, oyuncaklarıyla veya güvenli ve açık alanlarda oynaması çocuğun kabuslar görmesini azaltacaktır. Eğer çocuk çok küçükse ve sevdiği, onsuz yapamadığı bir oyuncağını ya da benzeri bir şeyi kaybettiyse ve bunun için ağlayıp yas tutuyorsa, bu duruma izin verilmeli, susturmaya çalışılmamalıdır. Bir zaman sonra da eğer mümkünse kaybettiği o şeyin yerine yenisi sağlanmaya çalışılmalıdır.
Olanaklar ölçüsünde, çocuğun gündelik alışkanlıklarını sürdürmesi sağlanmalıdır. 
 

Çocuğunuza küçük sorumluluklar verin

Alışkanlıkların birden ortadan kalkması, özellikle daha büyük çocuklarda kendi başına ciddi bir stres yaratabilir. Sabır, kararlılık, yardımlaşma, problemleri çözmeye çalışma ve sorunlarla başa çıkma konusunda çaba gösterme gibi davranışlarınızla, çocuğa örnek olmaya çalışılmalı. Çocukların dikkatini, benzer felaketi yaşamış diğer ailelere ve onlara yardımcı olmaya çalışan diğer insanlara çekmeye çalışılmalı ve yapabileceği küçük sorumluluklar vererek kendisinin de yaşanılanları atlatmak için bir şeyler yapması desteklenmeli. Bu çocuğun yaşadıkları ile baş etme becerisini geliştirmesinde yardımcı olacaktır. Deprem gibi bir afet sonrasında çocuklarda gözlenen uyum ya da travma bozuklukları ile baş etmede uzman yardımı gerekli ve önemlidir.

 

Güvende olduğunu hissetmeli 

Temel amacımız çocuğu anladığımızı, dinlediğimizi, önemsediğimizi göstermek ve güvende olduğunu hissettirmektir. Bu amaçla özellikle yaşanan duygu ve davranış değişikliklerine aşırı tepki vermemek, yargılamamak, eleştirmemek (“bebek gibi davranıyorsun, abartıyorsun” gibi cümleler kurmamak), tutamayacağımız sözler vermemek, bir daha hiç yaşanmayacağı gibi cümlelerle garanti vermemek, yaşadıklarını ve duygu durumlarını anlatmalarına zorlamamak, akademik alanda düşüş ya da zorluk yaşadıklarında tepki göstermemek gerekmektedir.

 

#Gündem
Sizi Arayalım
×
Sizi Arayalım
Sizi Arayalım
×
Sizi Arayalım