KURUMSAL Kurucumuz Eğitim Felsefesi Yönetim Kadrosu BUEK İş Ortaklığı İnsan Kaynakları EĞİTİM ÖĞRETİM Okul Öncesi İlkokul Ortaokul Lise OKULLARIMIZ YENİ KAMPÜSLER UĞURLU OLMAK Sorularla Uğur Okulları Uğur'da Sorumlu Üretim ve Tüketim Programı Uğur Makes You Global - U Makes U Global U Mag Newsletter Uğur Sınava Hazırlık Merkezi Eğitime Teknolojik Destek Uğur International U-Tigers Club U Store Duyurular ve Haberler Basın Odası Blog İnsan Kaynakları Bize Ulaşın Tanıtım Filmi

Pandemi Sonrası Çocukların Oyun Oynama Alışkanlıkları

04/11/2021 - Uğur Okulları PDR ve Ar-Ge’den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Sezgin

Evde geçirilen uzun bir dönemin ardından okullar açıldı. Ancak bazı çocuklarda okula uyum problemlerine rastlıyoruz. Hepimizin bildiği gibi pandemi yetişkinleri olduğu gibi çocukları da etkiledi. Bu durumu araştırmak amacıyla Uğur Okullları olarak Bahçeşehir Üniversitesi iş birliğiyle Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan yaklaşık 4 bin 400 veli ile görüşerek bir araştırma yaptık. Çocuklarda pandemi sürecine görülen davranış biçimlerini inceledik. Araştırmamızın sonuçlarına göre özellikle küçük yaş gruplarında en sık karşılaştığımız davranış biçimi ‘regresyon’ oldu. Regresyon çoğunlukla küçük yaş gruplarında görülen gerileme davranışlarıdır. Çocuğun kazandığı becerilerde gerileme görülür. Bu süreçte sürekli anne ve baba ile beraber olan çocuğun, okulda öğrendiği sorumluluklarını unuttuğunu gördük. Bunun yanı sıra pandemi süreci ve sonrasında çocukların teknoloji bağımlılığının çok fazla arttığını gözlemledik. Özellikle evden çalışmak zorunda olan ebeveynler çocuklarıyla çok fazla ilgilenemedi ve çocuklar telefon, tablet ya da bilgisayarla baş başa kaldı. Teknoloji bağımlılığının artmasıyla çocukların ekran başında geçirdikleri süre 1 saat 20 dakika uzadı.

Ayrıca anneler, babalar, çocuklar kaygıdan etkilenerek farklı alışkanlıklar da edindi. Örneğin çocukların büyük kısmı anne ve babasıyla beraber yatmaya başladı ve halen bu alışkanlıklarını devam ettiren çocuklar var. Sürekli birlikte uyumak çocuğun gelişimini olumsuz etkiler bu nedenle ailelere bu alışkanlıktan vazgeçmelerini öneriyorum.

Çocuk ‘Kriz Çıkararak ve Var Olabilirim’ Duygusuna Kapılmamalı

Çocukların tepkilerini doğru anlamlandırmak gerekiyor. Bu noktada anne ve babalara uyarıda bulunmak istiyorum. Çocukların ağlayarak istediklerini yaptırmasına izin vermeyin. Ağlama regresif bir davranış biçimidir. Çocuklar için kısa yoldur, başka bir deyişle ilkel istek biçimidir. Bu talebin görmezden gelinmesi gerekir. Çünkü bu yol işe yararsa çocuğa şöyle bir mesaj verirsiniz “Kriz çıkartarak var ol.” Çocuklar elbette ağlar ancak ağlamak her istediğini yaptırması anlamına gelmemeli. Sınırsızlık kavramı oluşmamalı çünkü sınırlı bir hayatta yaşıyoruz. Çocuklar için özel bir yaşam yok. Hepimizin yaşadığı bir yaşam var ve çocuklar bu yaşamın içine adapte oluyor. Ebeveynler bunu unutmamalı. Ev içinde mutlaka kurallar konmalı, rutinlerimiz olmalı. Rutinler insanın kendini daha fazla güvende hissetmesini sağlar. Zaten pandemiye geçişte yaşadığımız sorunlardan biri de rutinlerin bozulmasıydı. İlk etapta çok şaşkınlık yaşadık ancak sonrasında yeni rutinlerimizi oluşturduk. Şimdi yeni normale alışıyoruz. Çocuklar okula gidiyorlar ve yine rutinler olmalı. Kurallarımızı oluşturmalıyız ve çocukların kendi sorumlulukları olmalı. Çocuk su içtiği bardağı mutfağa götürmeli ya da kirli kıyafetini yere atmamalı. Aileler çocuklarıyla birlikte evde herkesin uyacağı kurallar koymalı. Kurallar birlikte koyulursa çocuklar bu kuralları daha fazla içselleştirir. Anne ve baba konulan kurallara uymak konusunda tutarlı olmalı. Annenin koyduğu kuralı baba bozmamalı. Ayrıca kurallara uyma konusunda süreklilik sağlanmalı.

Çocukların Mesleği Oyunculuktur

Pandemi sürecinde çocuk ya da yetişkin herkes çok önemli bir duygu yaşadı. ‘Çökkünlük’ duygusu. Bedenimiz bizim makinamızdır ve sürekli hareket etmesi gerekir. Ancak geride bıraktığımız son 1.5 yılda bu makine aniden durdu. Şimdilerde ise çocuklar bu çökkünlük duygusunu atmaya çalışıyorlar. Bu nedenle her zamankinden daha hareketliler. Özellikle küçük yaş grupları en çok akranlarıyla oyun oynamayı özledi adeta oyun oynamaya acıktılar.

Bazı çocuklar ise uyum sorunları yaşıyor ancak bu sürecin yumuşak bir geçişe sağlanması gerekiyor. Çocukların oyun oynamamasını hareket etmemesini beklemek çocuklara haksızlık olur. “Çocukların mesleği oyunculuktur” ancak pandemi döneminde çocuklar oyun becerilerinden eksik kaldığı için kimisinde asosyalleşme kimisinde ise hırçınlıklar baş gösterdi. Bu uyum sürecinde hem ebeveynler hem de öğretmenler çocuklara karşı anlayışlı ve sabırlı olmalı.

Çocukların Tek İfade Kanalı Sözel Değildir

Araştırmalarımıza göre regresyon sadece çocuklarda değil öğretmenlerde de var. Öğretmenlerimiz de karşılarında 1.5 yıl önceki öğrencileri görmek istiyor. Ancak bu yanlış bir tutum. Bütün dünya bir travma yaşadı. Bu travmanın içinde mücadele veren çocuklarda bir değişimin olmaması anormal olurdu. Öğretmenler bu değişimi kabul edip, doğru yönetmeli. Öğretmenler çocukların sosyalleşme ve hareket etme ihtiyacını anlamalı. Hatta mümkünse dersler açık hava da yapılabilir. Öğrencide merak duygusu uyanmalı, öğrencinin araştırma becerilerini güçlendirici etkinlikler yapılmalı. Hedef koymak öğrenme motivasyonun artırır. Bu süreçte öğretmenler çocukların önüne kısa süreli hedefler koyarak öğrenme motivasyonlarını artırabilir.

Öğrencilerin okula uyumunu kolaylaştırmak için ders programlarında olabildiğince sosyal etkinliklere yer vermek gerekiyor. Çocukların oyuna olan açlığını karşılamak için özellikle drama, beden eğitimi, görsel sanatlar derslerinin dolu dolu geçmesi gerekiyor. Çünkü çocukların tek ifade kanalı sözel değildir. Ancak pandemi sürecinde çocuklar çok kısıtlı bir habitat alanında kendilerini sadece anne ve babalarına ifade edebildiler. Şimdi ise okulda çocukların kendilerini ifade edebilmeye, oyun oynayarak kendi akranları içinde yer edinmeye, bazen oyun bozmaya bazen de oyun kurmaya ihtiyaçları var. Bu anlamda eğitimcilerin çocukların ifade kanallarını açması gerekiyor. Bu ifade kanalı sadece bir psikolojik danışmanın ya da öğretmenin çocukla birebir konuşması değildir. Asıl önemli olan çocuğun oyun oynamasıdır. Örneğin beden eğitimi dersinde yarışması ya da görsel sanatlar dersinde kendini ifade etmek için yaptığı bir resimdir. Belki de çocuğun söylediği bir şarkıdır. Bu duygularla çocukların ifade kanalları açılmalı.

#Gündem #Yaşam
Sizi Arayalım
×
Sizi Arayalım
Sizi Arayalım
×
Sizi Arayalım