LYS’ye girecek öğrenciler bu uyarılara dikkat!

LYS’ye girecek öğrenciler bu uyarılara dikkat!

LYS’de açık uçlu / kısa cevaplı soruların yer alması kararı ile birlikte uygulamanın öğretmenlere, velilere, öğrencilere kısacası eğitim sistemine yansımalarını tartışıldığı “Açık Uçlu Sorular ve Yansımaları” paneli, Uğur Okulları ev sahipliğinde Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşti. Panelde, açık uçlu sınavların çoktan seçmeli sınavlara kıyasla “öğrencinin daha üst düzey özelliğini ölçmek olduğu” vurgulanırken ÖSYM’nin örnek olarak sunduğu soruların bu düzeye erişmek için bir adım olacağı dile getirildi.

Uğur Okulları Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nevzat Kulaberoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Gelbal, Bahçeşehir Okulları Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan, Ümraniye Bahçeşehir Okulları Müdürü Yrd. Doç. Dr. Çağla Burçak Garipağaoğlu, Sebit Ölçme Değerlendirme Koordinatörü Mehmet Büge ve Amerika’da görev alan Eğitim Araştırma Bilimcisi Dr. Enis Doğan’ın konuşmacı olarak yer aldığı panele akademisyen, eğitmen ve öğrenciler katıldı.

Uğur Okulları Genel Müdür Yardımcısı Nevzat Kulaberoğlu panelin açılış konuşmasında Uğur’un 2013 yılında lise öğrencilerine tamamı açık uçlu sorulardan oluşan deneme sınavını Türkiye’de ilk defa uygulayan kurum olduğunu hatırlatarak “Uğur Okulları, 49 yıldır merkezi sınavlara hazırlığı en iyi yapan kurum. Biz bugün, sınav ve ölçme değerlendirme alanındaki yarım asırlık deneyim ve birikimimizi kamuoyu ile paylaşarak eğitim sistemimizdeki yeni uygulamalara ışık tutmayı amaçladık. Geçtiğimiz hafta ÖSYM tarafından açıklama yapıldığında, alınan karara hızlı bir şekilde adapte olarak 20-21 Ocak’ta Türkiye genelindeki 20.000 lise son sınıf öğrencimize ÖSYM’nin ön görmüş olduğu soru tipini de eklediğimiz deneme sınavını uygulayacağımızı paylaşmak isterim” dedi.

Türkiye’de eğitimde ölçme ve değerlendirme konusunda en uzman akademisyenler arasında yer alan Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Gelbal, düzenlenen panelde önemli açıklamalarda bulundu. Gelbal, “Kısa cevaplı soruların çoktan seçmeli sorulardan en önemli farkı kodlama becerisi gerektirmesidir” dedi.

Prof. Dr. Selahattin Gelbal “Açık uçlu sınav yazılı yoklama sınavıdır. Soru sayısının az, cevap süresinin uzun olduğu sınavdır. Biri uzun diğeri kısa cevaplı iki türü bulunur. ÖSYM’nin ilan ettiği sınav ise kısa cevaplı yazılı testlerdir” dedi.

Sıralamayı değiştirecek mi?

Gelbal, “Açık uçlu soru uygulaması bütün sorular için geçerli değil.  Örneğin Matematikte 80 soruda 3 tane kısa cevaplı soru sormak öğrencilerin puanlama sırasını değiştirecek mi?’ diye baktığımızda tüm öğrencilere aynı sistem uygulandığı için sıralamaya nasıl etkisi olacağını uygulamada göreceğiz. Kısa cevaplı soruların toplam soru sayısı içindeki payı yüzde 2-3’lerde. Bu orana da baktığımızda benim beklentim çok fazla etkisi olmayacağına yönelik; ancak “şans başarısını” aza indirecek. Nedeni ise; ÖSYM’nin açıkladığı örnek sınav sorularına bakarsanız çoktan seçmeliden farkı olmayan sorular da var. Yani sınavda 5 seçenek verilecek ve öğrencilerden sadece o tabloda verilen cevaplardan bir tanesini cevaplamaları istenecek” şeklinde konuştu.

“En önemli fark ‘kodlama becerisi’ gerektirmesi”

“Çoktan seçmeli sorular ile seçme işleminin yapıldığı eğitim sistemlerinde bilgi ve kısmen kavrama kazanımı üst seviyededir fakat uygulamada öğrenci alt seviyede kalır” diyen Gelbal, açık uçlu sınavların çoktan seçmeli sınavlara artısının öğrencinin daha üst düzey özelliğini ölçmek olduğunu ve ÖSYM’nin örnek olarak sunduğu soruların bu düzeye erişmek için bir adım olduğunu belirtti.  Gelbal, Sözelde çok uygun değil; ancak sayısal sorularda öğrencilerin problemi çözme davranışı ölçülebilir. Sayısal sorularda problem çözme davranışı üst düzey bir davranıştır, uygulamaya kadar çıkartır. Bu yönden açık uçlu sorular artı bir özellik katacaktır. Çoktan seçmeli soruların bunu ölçmesini bekleyemeyiz” dedi.

2017 LYS sınavında 15 tane kısa cevaplı soru yer alacağını belirten Gelbal,  “Bu sayı ileride artar mı, artarsa ne olur?” sorusuna şu cevabı verdi, “Kısa cevaplı soruların yanıtlanması kodlama ile yapılacak.  Bu nedenle kısa cevaplı soruların çoktan seçmeli sorulardan en önemli farkının kodlama becerisi gerektirmesi. Örneğin; öğrenci sınavda bir tane (İ) yi (I) veya tam tersi şeklinde kodlarsa cevap birebir uyuşmadığı için soruyu bildiği halde tam puan alamayacak. Bu da değerlendirme sırasında öğrencinin daha üst düzey özelliğini ölçmeden öteye geçebilir. Kısa cevaplı soruların çoktan seçmeliden bir de şöyle bir farkı olacaktır: Her türlü sınavda okuduğunu anlama var; ancak öğrenci açık uçlu/kısa cevaplı sorularda anladığını yazılı ifade etme becerisini de içerisine katacak. O yüzden okumak çok önemli. Okursa hem anlayabilir hem de yazabilir”

“Okullarda açık uçlu sınavların kullanılmasını şiddetle tavsiye ediyorum”

Gelbal konuşmasına şöyle devam etti, ” Açık uçlu sınav sorularını seçmeli kullandığımız zaman bunun uygulamalarını okullarda çok rahat görebileceğiz. Biliyorsunuz ülkemizde müfredatları sınavlar belirler. Sınavı ne tür yaparsanız bütün okullar içeriği ona göre düzenleyebiliyor. Okullar çoktan seçmeli sınava göre eğitim öğretim verdiği için de öğrenciler daha dilekçe yazmasını bilmiyor. Dolayısıyla okullarda açık uçlu sınavların kullanılmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Okullara yansımasının bu yönde artı bir rol katacağını düşünüyorum.”

“Öğrencilere hayatta kalma becerisi kazandırmalıyız”
Panelist Yrd. Doç. Dr. Çağla Burçak Garipağaoğlu bu kararın büyük bir dönüşümün ilk adımı olduğunu belirterek, “Gelecek geçmişin katsayıları olarak öngörülebilir değil ve biz ne yazık ki öğrencilerimize hayatta kalma becerisi kazandırmıyoruz. Biz bilgi veriyoruz ancak o bilgiye takla attırmayı başaramıyoruz. Sistemin değişmesiyle birlikte öğrenciler seçeneklerin önlerine sürüldüğü değil kendi seçeneklerini yaratmayı öğrendiği eğitimi alabilecek. Bu kararı mutlulukla karşılıyoruz çünkü artık öğrencilere bu sorulara uygun keyifli öğrenme ortamı hazırlanacak. Öğrenciler, çoktan seçmeli sorularda olduğu gibi sorunun cevabı ile ilgili hatırlatıcı herhangi bir seçenek göremiyor. Bunun yerine cevabı öğrencinin hatırlayarak vermesi ve cevabı kodlaması gerekiyor”.

Şu an getirilen yeni uygulamanın süreç odaklı değil sonuç odaklı olduğunu belirten Sebit Ölçme Değerlendirme Koordinatörü Mehmet Büge ÖSYM’nin önümüzdeki dönem bunu süreç odaklıya çevirmesini arzu ettiğini belirtti.

Dr. Özge Aslan ise uzun zamandır Uğur Okullarında ve Bahçeşehir Okullarında verilen STEM ile kodlama eğitiminin öğrencileri daha küçük yaştan itibaren zaten bu sisteme hazırladığından bahsederek; diğer okulların da bundan böyle öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini geliştirebileceği tarza eğitim vermesi gerektiğini belirtti.

“Öğrencilerin ezberden ziyade kavramaya yönelik çalışmaları önemli”

LYS’de ilk kez uygulanacak kısa cevaplı sorulara nasıl hazırlanılması gerektiğini anlatan Uğur Okulları Rehberlik ve Ar – Ge’den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Sezgin, “Öğrencilerin kavram haritaları ile öğrendikleri bilgileri semantik hafızalarına aktararak daha kalıcı hale getirmeleri gerekiyor. Kısa cevaplı sorularda zihinden geri getirme çok önemli. Bol bol kitap okumaları, okuduğu metinleri anlamaya çalışmaları dahi onlar için çok yararlı egzersizler.  Öğrencilerin ezberci bir öğrenme yaklaşımdan daha ziyade kavramaya yönelik çalışmaları, zihinsel haritalar çıkartıyor olmaları, kavramları karşılaştırabiliyor olmaları ve özellikle kavramların aralarındaki benzerlikleri yapabiliyor olmaları çok önemli. Öğrencilerin bunları gerçekleştirirken de öğrenmenin içine mutlaka duyularını da katması gerekiyor. Biliyorsunuz duyular işin içinde oldukça hatırlayabilme, zihinden geri getirme daha fazla artıyor. Öğrenciler bu sayede bilgileri daha doğru kodlayıp daha doğru anlamlandırabiliyor” diye konuştu.